
S. ACAR: Efendim biz Hazreti Hatice Annemizi kısmen konuşmaya çalışmaya çalıştık ama galiba yeniden başlamak gerekecek.
T. İNANÇER: Bütün müminlerin annesi... yani ne kadar konuşsak, tekrar etsek ancak dilimiz şeref kazanır. Hazreti Hatice öyle mühim bir validemiz ki (bizim için validemiz) müslüman olmayan Araplar dahi, Hatice ismini çocuklarına verirler. Bazı Mısır, Lübnan gibi Hırıstiyan'ı diğer Arap ülkelerine göre bol olan ülkelerde Hatice isimli bir hanıma rastladığın zaman 'Tamam işte... annemizin ismi' diye müslüman olduğunu kabul etmek peşinen doğru değildir. Halâ (21. asırda bile) Hatice ismi o kadar bütün Arap toplumu tarafından kabul edilmiştir ki, dediğim gibi Müslüman olmayan Araplar bile kız çocuklarına Hatice ismini verirler. Hazreti Hatice öyle büyük, muhterem validemizdir yani.
T. İNANÇER: Tabii bizim için o bizim annemizdir. O ayrı mesele. Takdir etmek başka şeydir, iman etmek başka şeydir. Bu Alman birliğini sağlayan Prusyalı Prens Bismarc, Resulullah Efendimiz hakkında çok sitayişkâr bahseder. Askerliği, sosyal hayata olan katkısı vesaire ama "Resullah" demez. Yani Abdullah oğlu Muhammed büyük adamdır, şöyledir, böyledir. Hepsi tamam. Bu bir takdirdir ama Resulullah demediği müddetçe kurtarmaz. Hazreti Hatice'nin de bu şekilde takdir edilmesi, imanla alakalı birşey değildir, objektif bir bilgidir. Ama Hazreti Hatice'nin anne olması Ahzab suresi ile bize hükmen annedir. Bizim için ayrı değeri vardır. Kezâ Kur'an-ı Kerim sabikun ve evvelun tabirlerini kullanarak kıdeme önem verdiğini belirtmiştir. Allah-ı Zülcelal kıdeme önem verir. Yani biz şimdi askerlikte kıdem... ikimiz aynı anda askere gittik. Senin sicil numaran benim sicil numaramdan küçükse yani sen benden 10 saniye, 15 saniye önce kayıt olduysan deftere sen benden kıdemlisin. Bunun tasavvuf hayatındaki intikâli, ikimiz aynı anda bir şeyhe intisab ettik ama sen o anda yaş farkı, fazilet farkı, sen hafızsın ben değilim mesela falan... Evvela senin elini tuttu veya seni sağa oturttuğu için sen benden kıdemlisin. Yani an içinde bile kıdem önemli. Bu işte Allah-ı Zülcelal'in kıdeme ehemmiyet... Bizim asker ocağı da peygamber ocağıdır yani. Orada da kıdem önemli. Ha genel olarak rütbe kıdemi bozar. Bu sadece askerlikte değildir. Bütün kurumlarda böyledir. Hazreti Hatice Validemiz bütün müslümanların kıdemini bozacak derecede bir numaradır. Efendimiz'i müslüman sayamayız. Çünkü o sahip. O tebliğ ediyor. O kimseden tebliğ almıyor. Allah-ı Zülcelal'den aldığı vahiy başka birşey.
S. ACAR: Meselenin sahibi yani.
T. İNANÇER: Meselenin sahibi. Resulullah Efendimiz bir numaralı müslüman değildir. Ha laf aramızda bana sorarsan tek müslümandır. Tekdir o. Noksansız olduğu için. "Efendim, noksansızlık Allah'a mahsustur" ya hu biz "Sübhan" demedik! Sübhan Allah'ın. Ama Efendimiz'in müslümanlığında tekdir. Allah müslüman değilki ya! Allah Allah. Allah dinin sahibi. Habib-i Edib-i Zişan da onun sahip olduğu (yani Allah'ın sahib olduğu) din tek ve kamil olarak Efendimiz'de var. Onun tebliğine ilk "Eyvallah" diyeni ise... Maalesef bu slogan bilgiler bize kafa çalıştırmayı, yani tefekkürü bizden kaldırıyor. "Çocuklardan Hazreti Ali, erkeklerden Hazreti Ebu Bekir, Kadınlardan..." yahu kadını erkeği çocuğu bırak. İlk müslüman kim? Hazreti Hatice. Onun için, onun Kur'an-ı Kerim'den kaynaklanan lakabı Ümm'ül Müminin, diğer validelerimiz ile birlikte... Fiilinden kaynaklanan lakabı da "Evvel'ül Müslimin"... Ha sonra Ümmü Kasım. Çok iffetinden dolayı daha Efendimiz ile izdivacından evvel bile Arap toplumunda aldığı "Tahire" temiz manasına bir lakabı var. Ha sonra hem büyük validemiz olduğu için, biz daha ziyade "Hatice'tül Kübra - Büyük Hatice" diye tanırız... Ki yani başka kelime yok Hazreti Hatice'nin büyüklüğünü anlatmaya. Kübra'dan daha büyük kelime yok. Onun için, bulamadık, yetmez büyüklüğünü anlatmaya Saadettin Bey. Hatice Validemiz'in büyüklüğünü anlatmaya Kübra... kelimeler yetersizdir yani. Çünkü Allah zül-Celal'in övdiği kullardandır. Cebrail a.s bir keresinde geldi. "Allah sana selam söylüyor ya Resulullah" diye başlardı genelde lafa. O, yani Hazreti Cebrail, Efendimiz'e "Ya Resulallah" diye hitap eder, Resulullah Efendimiz de ona "kardeşim" diye hitap ederlerdi. Konuşmaları böyleydi. Bir seferinde geldi "Allah sana ve Hatice'ye selam ediyor ya Resulallah" dedi. Allah'ın selam ettiği bir annemizdir Hatice Validemiz ve hani Efendimiz'in birbirleri ile Allah için buluşan; konuşan, sohbet eden, beraber bir yere giden, (Allah için) bu nevi zevata Allah cennette yakuttan oyulmuş köşk verecek buyuruyor. Tabii bunu da doğru anlamak lazım. Ya hu köşkü ne yapayım yani? Uyumak yok Cennet'te. Uyku yok. Çünkü uyku yine hadis-i şerifle sabit ölümün yarısıdır ve uykuda kişiler yaptıklarından mesul değildirler (ölü gibi). Uykuda kullukta olmaz. Ezanı duymadı, uyuya kaldı. Mes'ul değildir. Yani çok yorgundu, uyuyakaldı... ezana kalkamadı. Mes'ul değil. Uyanıkken mesul. Cennet'te mesuliyette yok, ölümün kardeşi olan (çünkü Cennet Ebedi) ölümün kardeşi (ben demiyorum, Resulullah buyuruyor) ölümün kardeşi uyku da yok. O zaman köşkte olsan ne olur, çayırda olsan ne olur? Burada Efendimiz'in izah buyurduğu lakırdı şudur; Sizin parmağınıza yüzük, kulağınıza küpe, boynunuza gerdanlık diye ufacık, parmak kadar, parmak boğumu kadar yakut taşı için çuval dolusu para veriyorsunuz... Allah size öyle nimetler verecek ki, adetâ... o adetâyı unuttuk mu maddede kalıyoruz. Adetâ o ufacık yakut -peşinden koştuğunuz yakuttan- oyulmuş, imar edilmiş köşkler. Hazreti Hatice Validemiz'e de Cebrail a.s. İnci'den oyulmuş köşk verecek... mealinde Hazreti Cebrail söylüyor. Onun için Hazreti Hatice'nin büyüklüğünü ifade de Kübra yetmez diye arz ediyorum.
T. İNANÇER: Hazreti Hatice Validemiz şu tarihlemelerde bir takım karışıklıklar olması gayet normaldir. Çünkü...
S. ACAR: Yaşıyla ilgili mi efendim?
T. İNANÇER: Hem yaşı, dolayısıyla doğum tarihi ile başlarsak eğer... Resullah Efendimiz'in bisetinden önceki, özellikle de Hicret'inden önceki tarihler yaşına nisbet edilerek konuşulmuştur. Halbuki Fil senesinin 571'de vaki olduğuna dair problem yok. Fil senesinde doğduğunda da problem yok.
S. ACAR:Efendimiz'in.
T. İNANÇER: Evet, Efendimiz'in. Ama "şu yaşta şöyle oldu, bu yaşta böyle oldu" diye daha sonraki rivayetler geldiğinde, ya Hicret'ten gidilerek ya Fil senesinden ileriye gelinerek hesaplamalar yapılmış. Bu sadece Efendimiz ile alakalı. Diğer zevat hakkında senelerin rakamsal değeri olmadığı için çok bugünki gibi belli tıpatıp tutan takvim hesapları yok. Hazreti Hatice Validemiz'in 556 Miladi'de doğduğu kabul edilir genel olarak. Bu da işte 571'e hesapladın mı Efendimiz'den 15 yaş yaşlı olur. Tabii bir takım akıl yürütmeler de oluyor. Efendimiz ile izdivacından sonra yedi tane evlat sahibi olmuş. Ondan evvel de üç evladı var. 40 yaşından sonra yedi evlat sahibi olmak biraz zor olduğu için acaba yaşı 35 miydi yoksa bir rivayete göre 28 miydi Efendimiz ile evlendiği zaman diye böyle rivayetler de sonradan akıl yürütülmüş. Ama çok yerleşmiş bir bilgi vardır, 25'e 40. Yani Efendimiz 25, Hatice Validemiz 40 diye. 28 de olabilir tabii... Ayrıca çok ta önemli değil. Efendim bugünkü bilgiler ile 40'ından sonra yedi tane çocuk Dünya'ya getirmek biyolojik, nisaiye, jinekoloji açısından uygun değildir. Yahu niye böyle diyorlar bunlar? Yakup aleyhisselam'ın çocukları kaç yaşında oldu?
S. ACAR: Jinekoloji onu anlamaz zaten... anlayamaz.
T. İNANÇER: Peki...
S. ACAR: Hazreti Yahya?
T. İNANÇER: Hazreti Yahya... Hazreti Sare kaç yaşındaydı? Hatta kendisi itiraz etti. 'Bu yaştan sonra benden çocuk olur mu?' diye İbrahim Efendimize Sare Validemiz. Allah herşeye kadirdir ya. Benim yaşım 'şeyhliğe' yani yaşlılığa baliğ oldu... öyle değil mi Kur'an-ı Kerim'de ayet?
S. ACAR: Evet
T. İNANÇER: Yahu o sana o yapıyı veren de Allah. Ama Allah birşeyi verdi diye, o verdiği şeye esir ve mahkum değil ki. Verdi-kaldırdı. Allah Allah. 80 yaşında da anne yaparım, 150 yaşında da anne yaparım, baba yaparım... sana ne?
S. ACAR: Babasız da anne yaparım.
T. İNANÇER: Babasız da anne yaparım. Annesiz babasız da adam yaparım. Allah 've hüva ala külli şey'in kadir'i niye anlamıyoruz? Onun için Hazreti Hatice'nin yaşı üzerindeki münakaşaya lüzum yok. Efendimiz'in yaşı üzerinde de münakaşa var. Bu astronomi ile meşgul olan Mahmut Paşa isimli bir zat vardır... Arap. Bir de Muhammed Hamidullah. Bu Araplar tarih değiştirme meraklısıdırlar. Bu Haram ayları değiştirme gibi, bazen tarihleri değiştirirler. Bu muamelenin bir adı vardır 'nesi muamelesi' der onlar. Bundan dolayı işte 12 Rebiulevvel 569'a geliyordu da bilmem neydi de... Son dönemde çıkmış iki tane iddiadan ibarttir. 12 Rebiulevvel'dir Efendimiz'in doğumu bunda hiç şüphe yoktur. Bugünkü tarihe Fil senesini uyarladığımızda, çünkü Fillerin gelişi belli. Ebrehe belli. Ebrehe'nin ne zaman geberdiği belli. Ufacık çocuk haline gelmiştir. Öyle gebermiştir. Bunların hepsi tarihte yazıyor. Efendim bunlar 571'e denk geliyor. Hazreti Hatice'yi de bu hesaba göre 556 Miladi'de doğduğunu kabul etmemiz lazım.
S. ACAR: Siz bir de şey buyurmuştunuz Efendim. Bu Ay ve Güneş hesabından dolayı 40 kabul edilse bile bu zaten 38 küsura...
T. İNANÇER: Tabii... tabii... gayet tabii. Yani Efendimizin ki de 25 değil, 24 küsur. Hazreti Hatice'ninki de 38 küsur. Güney Yılı, Ay yılı vesilesiyle. Küsuru da şimdi tekrar hesaplarsak, 33 senede bir sene, indi 39'a. 40'a varmaya yedi sene. 10'ar günden 70 gün. Etti 2 ay 10 gün. 2,5 ay de. Demek ki 38 yaş...
S. ACAR: 10 ay.
T. İNANÇER: 10 ay veya 9,5 ay falan gibi oluyor. Bugünkü hesapla zaten öyle.
S. ACAR: 38 yani
T. İNANÇER: Tabii ya niye olmasın? Hazreti Hatice Validemiz tabii Kureyşi'dir; ve Resul-i Ekrem Efendimiz'in birçok dedeleri tabii... ecdadı içinde, bazı zevat önde gelir. Bunların bir tanesi Kusay Hazretleri'dir. Kusay'da Hazreti Hatice ile Resulullah Efendimiz'in soyu birleşir. Yani şimdi hesaplamam lazım ama şecere-i Nebi'ye bakılabilir. Bilmem kaçıncı batında kardeş çocukları oluyorlar. Ama yani böyle 6-7-8 batın. Babası Hazreti Hatice'nin Huveylid Hazretleri Kureyş'in ileri gelenlerindendir. Yani eşraftandır. Efendimiz Hazretleri'nin amcası Zübeyr bin Abdülmuttalib kumandasında. Yani bu Ficar Savaşları diye bir grup savaş vardır, kabileler arasında yapılan. Hatta bazı kabilelerin kendi boyları arasında yapılan bir takım savaşlar vardır. Haram ayda bu savaş olduğu için, o zaman Ebu Süfyan'ın babası Harb Mekke Reis'i fakat Hazreti Haşim, Haşimilerin Reis'i olan Abdülmuttalib Hazretleri Haram ayda biz şey yaşmayız... Yani Allah'ın emirlerine riayetkardır. Abdülmuttalib Hazretleri'ne putperest dememek lazımdır, çünkü öyle değildir. Aman Allah muhafaza. O da bir Hanif'tir. Bir muvahhiddir. Hazreti Haşim'de öyledir vesaire. 'Ben harb etmem' dedi. Fakat karşıdan da düşman geliyor yani. Bir müdafaa savaşı olduğu için. Bunun üzerine Harb de Ümeyyeoğulları'nın reisi olarak 'Haşimoğulları harb etmezse, ben de harb etmem' dedi. O zaman da gelip zarar verecekler düşmanlar. Bunun üzerine Abdülmuttalib Hazretleri, Efendimiz'in amcası Zübeyr oğlu Zübeyr bin Abdülmuttalib'i vazifelendirdi. Bu muhtelif üç safha halinde birer... birden fazla muharebe şeklinde olmuştur. Efendimiz Hazretleri'nin bu muharebeye iştirakı var. 20 yaşlarında aşağı-yukarı. Fakat enteresandır 'ben sadece okları topladım. Atılan okları topladım, muhariblere verdim. Muharebe etmedim' diye bir rivayette var. Haksız yere, tecavüz ettikleri için ben de ok attım ve pişman değilim dediği de var. Fakat buradaki 'pişman değilim', bu Ficar Muharebeleri bittikten sonra bir antlaşma yapılmıştır. Bellidir anlaşma. Bu anlaşma sulhü temin ettiği için ve ben de orada bulunduğum için çok memnunum, bir daha olsa yine yaparım. Bununla iki rivayet karışmış olabilir. Efendimiz'in bütün bisetinden önceki hayatında olsun, bisetinden sonra henüz kendisine intikal etmemiş, vahy olmamış ayetlere olsun muhalefeti yoktur. Haram ayda harb etmek günah olduğu için bendeniz bu rivayetlerin 'ok topladım, harb etmedim' rivayetinin doğru olduğunu kanaat-i acizanesindeyim. Çünkü delilim de Efendimizin hiçbir ayet-i kelimeye muhalif hareketi ömrü boyunca olmadığıdır.
S. ACAR: Bisetinden önce de...
T. İNANÇER: Bisetinden önce de... İşte Huveylid, yani kayınpederi Efendimiz'in. Hazreti Hatice'nin peder-i alileri. Demek ki Ficar Savaşı'ndan önce Efendimiz 17-18-19 yaşlarındayken vefat etti. Hazreti Hatice babasız o anda. Fakat Huveylid Hazretleri hem eşraftan hem Hanif ve annesi Hazreti Hatice'nin annesi, Fatıma binti Zaide veya Zeyd. Yani Efendimiz'in kayınvalidesi de Fatıma. Babannesi de Fatma. Yengesi de Fatma. Onun için kızı Fatma.
T. İNANÇER: Bunları da bilmekte bence fayda var. Ben-i Amiriye'nin Amiriyyeoğulları'nın ileri gelen bir hanımı. Hazreti Hatice'nin annesi. Onun da soyu Efendimiz'in büyük ecdadından Galib Hazretleri var. Onun oğlu Lüey veya Lühey ile birleşiyor. Yani hepsi aynı kabileden oldukları için belli bir seviye de birleşiyorlar. Ve hem Hazreti Hatice'nin annesi Fatıma hem babası Huveylid ileri gelen kabile büyüklerinden oldukları için Hazreti Hatice çok zengin bir hanım. Onun için talibi çok. Fakat bu zenginliği idare edecek direyette de çok olgun muhterem bir hanım. Amcası Nevfel var. O da tabii yukarda Efendimiz ile birleşiyor. Nevfel'in oğlu Varaka. Meşhur Varaka bin Nevfel, Hazreti Hatice'nin amcaoğlu. Evlilik çağına gelince evlendirmek istediler.
S. ACAR: Varaka ile.
T. İNANÇER: Evet, Varaka bin Nevfel ile. Olmadı. Varaka putperet değil, Hıristiyan.
S. ACAR: Vahiyden sonra Efendimiz ile Hazreti Hatice ona gittiler.
T. İNANÇER: İlk... ilk... çok alim bir adam çünkü. Çünkü oraya gidince... onu söylemiyorlar. Oraya gidince 'Sana gelen Cebrail'dir, sen de Allah'ın peygamberisin.' Müslüman olması için daha ne diyecek Allah aşkına. Dolayısıyla Varaka bin Nevfel sonradan müslüman olmuştur. Bi de 'Hıristiyan rahip, Hıristiyan rahip'... niye bunu böyle söylüyorlar anlamıyorum. Yani Efendimiz'in risaletinin tasdiki bir Hıristiyan rahibe mi kaldı? Putperest olmayıp Hıristiyan olması putperestten üstün olduğunu gösterir.
S. ACAR: Eyvallah.
T. İNANÇER: Çünkü ehl-i kitaptır. Allah'ın hükmü var.
S. ACAR: Haniftir...
T. İNANÇER: Haniftir, değildir... bilmiyoruz. Hıristiyan sanif olmayabilir ama putperest değil. Bir de gayet aşikar yani 'Korkma, endişe etme, üzülme'
S. ACAR: Teselli ediyor.
T. İNANÇER: 'Sana gelen, o gördüğün bütün peygamberlere (bak bütün peygamberlere de inanıyor). Sadece Hazreti İsa'nin Allah oğlu olduğu meselesi değil. Dolayısı ile Hıristiyan derken de bugünkü karmankarışık Roma Putperestliği tesirinde kalmış Hıristiyanlığı da düşünmemek lazım yani. 'Bütün peygamberlere Allah'ın vahiy meleği Cebrail'dir madem ki sana Cebrail gelmiştir, sen de Allah'ın elçisisin' deyince ne oluyor? Bitmedi mi? Müslümanlık ikrarı... bitti. Dolayısı ile...
S. ACAR: Çok resmi bir tören yapılmaz ki.
T. İNANÇER: Zaten yapılmaz öyle bir tören. Etraf duysun, bilsin, görsün, anlasın diyedir törenler. Nikah ta öyledir. Efendimiz'in tavsiyesidir. 'Kalabalıkta yapın, herkes bilsin' diye. İftiradan koruyor ümmetini. Bir kadın ile bir erkeği yanyana gördüğünde insanlar iftira 'A ben biliyorum onları, evliler' desinler diye bundan ibaret. Bu Varaka bin Nevfel Hazretleri ile yani amcaoğlu ile evlenmesi olmadı. Fakat iki evlilik yaptı Hazreti Hatice Validemiz.
S. ACAR: Efendimiz'den önce.
T. İNANÇER: Evet, iki tane. Bu hangisi daha öncedir orada bir kayıt ve rivayet kargaşası vardır. Çok önemli değil ama iki olduğu önemli. Ebu Hale Hind bin Nebbaş es-Sürare et-Temimi yani Beni Temim kabilesinden ileri gelen bir zat ile evlendi. Bu evlilikten bir oğlu oldu. Bir kızı da olduğu söyleniyor. Yani bir çocuk mu iki çocuk mu şey... Bir oğlu olduğu şey. Oğlunun adı Hind. Yani bu Hind'de çok önemli bizim için. Bir kere Efendimiz'in üvey oğlu. Yani evinde büyümüş. Bir kere o. Tamam da ama bizim duvarlarımızı, eskiden evlerimizin çatı altlarını, saçaklarını, camilerimizi tekkelerimizi süsleyen Hilye-i Şerif var ya... Efendimiz'in Şemail-i Şerif'ini anlatan levhalar. Yani Efendimiz'in tarifi. Efendimiz'i en teferruatlı ve ilk tarif eden zat işte bu Hind Hazretleri'dir. Hazreti Hatice'nin evvelki evliliğinden olan...
S. ACAR: Oğlu Hind
T. İNANÇER: Oğlu Hind Hazretleri'dir ve Efendimiz'in de üvey oğludur. Ondan sonraki Şemail tarifi Hicret sırasında mola verdiği ve hastalıklı keçiyi sağıp bir kova su, süt çıkarıp hem de bütün herkesi içilen... o kim Ümmü Mabed Hazretleri. Ebu Mabed'in karısı. İkinci tarif te odur. Fakat bizim Hilye-i Şerif levhalarımızda Ali Efendimiz Hazretlerinin...
S. ACAR: Hazreti Ali'nin
T. İNANÇER: ... rivayetleri vardır. Ama bu mesele değil. Şemail-i Resulullah diye bir ilim vardır. Onun için yani yanağındaki benine varıncaya kadar tarifler sağlamdır.
S. ACAR: Sakalındaki beyaz kılların adedine kadar.
T. İNANÇER: Evet... evet... sağ şakağında kaç tane, sol şakağında kaç tane, çenesinde kaç tane... Bunlar bile tarif edilmiştir yani. Daha sonra veya daha önce orada şey var... efendim. Atik bin Abid Ben-i Mahsun'dan o da. Yani bunlar hep...
Önemli Kabileler
Önemli Kabilelerin ileri gelenleriyle evlendi ve ondan da yine Hind isminde bu sefer kız. Yani birinci eşinden, zevcinden Hale kız, çünkü aynı zamanda kız kardeşi de Hale. Kız kardeşi var. Bir de erkek kardeşi var. Kim o? Avvam. Zübeyr bin Avvam'ın babası. Yani Hazreti Zübeyr, Hazreti Hatice'ye hala diyor.
Yeğeni.
Tabii... kardeşinin oğlu.
Efendimiz'e de yeğen olur yani.
Kayın yeğen olur. Ama zaten yukarda sülale birleşiyor, ayrı mesele de... Yani Zübeyr bin Avvam'ın Aşere-i Mübeşşere'den olduğunu, ilk müslümanlardan olduğunu falan filan biliyoruz da... Hazreti Hatice'nin yeğeni olduğunu pek bilmeyiz. Bilelim yani. Hazreti Hatice'ye hala diyor. Hala diyince ne oluyor? Tesettür yok. Onun için Efendimiz'in evine rahat girip çıkıyor. Yakin. Hala kaçmaz ki.
Nikah düşmüyor kızı ile...
Tabii. Baba yarısı gibi. Dişi baba yarısı. Teyze anne yarısı, hala baba yarısı. Keza amca ve dayı da öyledir. Ve bu Hind Hazretleri de Hazreti Hatice'nin kızı, Efendimiz'in üvey kızı da evlenince çocuğuna Muhammed ismini koydu. Onun da lakabı Ümmü Muhammed'dir. Böyle sevgili insanlar. Bunları bilmemiz lazım efendim. Mesela çocuklarımıza Hale ismini koyarız, güzel de... Böyle ayın etrafındaki parlaklık filan diye bir mana veririz... hiç önemli değil. Efendimiz'in baldızı ve üvey çocuğu, üvey kızı Hale'dir. Bu kadar yakınlık yetmez mı? Hatta öteki Hale bir gün, Hale bin Huveylid, Hazreti Hatice göçtükten sonra Hane-i Saadet'e gelirken sesleniyor. Sesleri çok benziyormuş Hatice Validemiz ile. Efendimiz bir heyecanlanıyor, yerinden fırlıyor, kalkıyor. Bu Huveylid kızı Hale diyor. Benim baldız bu diyor. Koşa koşa gidiyor, Hazreti Hatice'nin sesine benzettiği için heyecanlanıyor. Böyle bir muhabbet. Yani Hale ismini verenler, kardeşlerimiz ve taşıyanlar bilsinler ki hem Efendimiz'in baldızıdır... tabii ashabtandır. Hem Efendimiz'in üvey kızıdır, Hazreti Hatice'nin kızıdır. O da ashabtandır. Yani o isimleri taşıyorlar. Onu da bilsin. Tabii bu iki zengin çocuğu Hazreti Hatice. Hem babadan hem anadan.
Yani evlendiği kişiler...
Hayır, hayır. Hazreti Hatice'nin babası Huveylid zaten Kureyş'in ileri gelenlerinden ve zengin. Annesi Fatıma binti Zaide o da Ben-i Amir oğullarının, Amiroğulları'nın ileri gelen bir hanımı. Onun için parası çok. Kocalarından da miras kalınca ticaret yapıyor.
Bu koca... yani kocaları ile nasıl?
Vefat ediyor.
İkisi de vefat ediyor.
Evet. Bu çok mal mülk sahibi ama çok dirayetli bir hanım. Hem babasından yani kendi ailesinden hem kocalarından kalan parayı, malı iyi idare ediyor ve Mekke'de geçim 'rızkın onda dokuzu ticarettir' bu laftır. Çünkü... Peki onda dokuzu ticaret, onda biri ne? Mekke ahalisi için söylenmiştir o. Hizmet. Hizmet sektörüdür o. Otelcilik bugünkü anlamda. Mekke'ye gelen hacıları yatırtmak, beslemek... Bunların mal temini, rızkın onda dokuzu. Şimdi başka birçok sektör var. Mesela inşaat sektörü. İnşaat sektörü hadiste yer almıyor. Peki Efendimiz eksik birşey söyler mi? Bu söz Mekke ahalisi hakkında olduğu halde umuma teşmil edersen işte böyle manasız laflar çıkar. Estağfirullah Efendimiz manasız laf söylemiş diye anlayan kabaklar oluşur. Onun için hadis-i şerif metni okuyarak bu iş öğrenilmez.
Evet efendim.
Ben 'hadis-i şerif okumayın' deyince, Resulullah'ın sözlerini oku... Ya hu ben zamanımızdaki bir takım cühelası gibi hadis düşmanı olur muyum ya? Estağfirullah. Hadisi kime, ne zaman, nasıl, hangi şartlarda söylendiğini bilmeden, metnini tercüme ederek hüküm çıkarmayın.... benim dediğim laf bu.
Eyvallah efendim.
Bugün Dünya'da Türkiye Çin'den sonra iki numaralı İnşaat sektörünün sahibi. Türk firmaları. İnşaatta ticaret var mı? Tabii malzeme alıyorsun da... satmıyorsun ama. Ticaret ne demek? Bir malı almak ve satmak.
Evi satıyor ama?
Evi satıyor ama satın aldığı malzemeyi satıyor. Ev olduğunda... Yani arada bir başka iş yapıyor. Dolayısı ile sektörü 100 puan, 90'ı ticaret, 10'u hizmet. Böyle demiyor Efendimiz. Mekke'de hiç... Ziraati nereye koydun? Buyurun. Halbuki Sure-i Fetih'in sonunda ziraat ile ilgili bir misalden bahseder Allah.
Hayvancılık...
Dolayısı ile hadisleri doğru anlamak lazım. Yeri geldi diye arz ediyorum. İşte Hazreti Hatice de Mekke ahalisinden olmak itibariyle ticaret yapıyor ve tabii ticarette ortaklık