6. Bölüm

Hz. Zeyneb b. Huzeyme


HZ. ZEYNEB BİNTİ HUZEYME

Efendimiz'in Hz. Hafsa ile olan evliliklerinden sonraki bütün evliliklerinde sosyal ve barışçı gayeler vardır. Bunun tipik örneklerinden biri Zeyneb Binti Huzeyme validemiz ile evlenmesidir.

 

Efendimiz, Hz. Hafsa ile Ocak ayında evlendikten bir veya birbuçuk ay sonra Zeyneb validemiz ile evlenmiştir. Hz. Zeyneb o sıralarda otuzlu yaşlarındadır ve daha önce iki evlilik yapmıştır. Efendimiz, Hz. Zeyneb'in üçüncü zevcleridir.

 

Zeyneb binti Huzeyme validemiz, cahiliyye döneminde bile yüksek ahlâkı ve yardım severliliği ile tanınmış asil bir hanımdır. Genç yaşından itibaren yüksek faziletleri etrafta konuşulan bir hanımdır. Bu konuda lakabı bile vardır; “Ümmü’l Mesâki”. Mesâki'nin anlamına yoksul demek yetmez, yoksul pek birşeyi olmayana denir ama miskin hiçbirşeyi olmayana denir. Ümmü’l Mesâkî, miskinlerin anası demektir ve validemiz bu lakabı yirmili yaşlarından önce almıştır.

 

Sultan Mahmut'un kurduğu bir Miskinler Tekke'si vardır. Tekke aynı zamanda günümüz manası ile lokal demektir. Bu tekkede, İstanbul'da bakıma muhtaç, kimseye sığınamamış ve hiçbirşeyi olmayan insanlar bir araya toplanmıştır. Bundan sonra bir takım aklı evveller bütün tekkeleri miskinlik tekkesi olarak algılar hale geldi, hala da öyle empoze edilmeye çalışılıyor. Unutmayalım ki, bugün hala kitaplarından, ahlâkının örnekliğinden istifade ettiğimiz tüm büyüklerin hepsi tekke mensubudur.

 

Arabistan'da kabile çok önemlidir. Mesela Efendimiz’in zamanında Benî Kelb kabilesi koyunculuğu ile meşhur bir kabileydi. Onun için Efendimiz oruç tutmanın sevabını bir benzetme ile bizlere anlatmak isterken "Oruç tutanların sevabı Benî Kelb kabilesinin koyunlarının postlarındaki kıl sayısı kadar çoktur" buyurmuştur. Kelb, köpek demektir. Benî Kelb ise Köpekoğulları demektir. Rahmetli bir büyüğümüz, özellikle o kabilenin reisi, simaen Efendimiz Hazretleri’ne çok benzeyen ve Efendimiz'in elçiliğini yapmış Dıhyet-ül Kelbî için Kelbî demeyi saygısızlık olarak görüp, “Kelbî demeyin, hiç olmazsa Kelebî deyin” derdi. Bu, günümüz şartları ile o günü değerlendirme yanlışlarından birinin yansımasıdır. Çünkü bugün nasıl arslan, koç demek hakaret olmuyorsa, köpek demek de o zamanın şartlarında hakaret değildir. O kadar koyun sürüsü köpeklerle idare ediliyordu, o yüzden o kabileye Benî Kelb denilmiştir. Mesela Selçuklu döneminde Saadettin Köpek diye bir vezir vardır, bu onun rezilliği manasına değil, bilakis kuvvetli olduğunu gösterir.

 

Benzer bir durum evlilik yaşı için de geçerlidir. Günümüzde, evlilik yaşı, anne-baba olma yaşı için belli bir ortalama vardır. Ama Ashâb-ı Kiram'dan Amr ibnül As'ın oğlu ile arası 11 yaş... Ona göre değerlendirmek lazımdır.

 

İşte bu kabilelerin en güçlülerinden biri de Amir ibni Sasa oğullarıdır. Hz. Zeyneb validemiz bu kabilenin ileri gelen bir ailesinin kızıdır. Kabile arasında bile, kadın olmasına rağmen, önemli bir nüfuzu vardır. Validemiz, evlenme yaşı geldiğinde Tufeyl bin Hâris isminde bir zat-ı şerif ile evlenmiştir. Daha sonra bu zevcinden boşanmış ve Ubeyde ibni Hâris ile evlenmiştir. Ubeyde ibni Hâris, Kur'ân-ı Kerîm'de methedilen Bedir Ashabındandır ve Bedir şehitlerindendir. Ubeyde ibni Hâris hazretleri Bedir'de şehit olunca Zeyneb validemiz dul kalmıştır. Hz. Hafsa validemizin de önceki zevcleri Bedir şehitidir. Bedir Ashabının Kur'ân-ı Kerîm'de övüldüklerini tekrar hatırlayalım ve Efendimiz'in kimlerle evlendiğini düşünelim. Efendimiz, Kur'ân'da övülen kimselerin dul kalmış zevceleri ile evlenmiştir. Bunları tekrar tekrar vurguluyoruz ki, doğru anlaşılsın. Bize lazım olan bu inceliklerdir, ansiklopedik bilgiler değildir.

 

Efendimiz Medîne'de iken devamlı olarak İslâm'ı anlatmakla meşguldü. Etrafa adamlar gönderiyordu, mektuplar yazdırıyordu, gelenleri kabul edip bazen bizzat kendi tebliğ yapardı, bazen de emir buyurduğu Ashâb’ın büyüklerine tebliğ yaptırırdı. Efendimiz'in tebliğ için Ashâb’dan bir grup gönderdiği kabilelerden biri de Beni Sasa kabilesidir. Ancak Beni Sasa kabilesi bu hareketi bir düşmanlık belirtisi olarak algıladığı için gelen zevâtı pusuya düşürüp kılıçtan geçirmişlerdir. Bu olaydan dolayı bu kabile ile müslümanlar arasında ciddi bir soğukluk hatta düşmanlık meydana gelmiştir.

 

Efendimiz hazretleri bu kalabalık ve güçlü kabile ile müslülamların düşman kalmasını istemiyordu. Bir şekilde sulh haline döndürülmesi gerektiğini düşünüyordu. Bu düşüncesinden dolayı, Bedir'den sonra dul kalmış olan ve bu kabilenin ileri gelenlerinden olan Zeyneb validemize evlenme teklif etti. Efendimiz, bu şekilde Beni Sasa kabilesine enişte olacak, böylece düşmanlık bitecekti. Buradaki mesele kavganın bitirilmesiydi. Hz. Zeyneb bu teklifi prensib olarak kabul etti ve amcası Kabisa ibni Amr El-Hilâli'nin vekaleti ile nikahları kıyılmış oldu. Bu nikah Efendimiz'in Hz. Hafsa ile evlenmesinden bir, bir buçuk ay sonrasında gerçekleşmiştir.

 

Efendimiz hazretleri her validemize olduğu gibi Zeyneb binti Huzeyme validemize de bir hücre yaptırmıştır. Bu hücre Hz. Hafsa'nın hücresinin yanındaydı. Bugünkü duruma göre validemizin hücreleri, Efendimiz Hazretleri’nin Kabr-i Saâdetleri’nin önünden geçerken durduğumuz yerin biraz ilerisindedir.

 

Zeyneb binti Huzeyme validemiz bu evlilik ile mü'minlerin annesi olma şerefine nail olmuş ve evliliklerinden önce olduğu gibi "Ümmü’l Mesâkin" lakabına uygun olarak yaşamını sürdürürken Efendimiz ile evlendikleri yılın Eylül ayında, otuzlu yaşlarında ahirete göçmüştür. Validemizin Efendimizle evlilikleri sekiz ay kadar sürmüştür. Zeyneb validemizin göçmesi ile Efendimiz, Hz. Hatice validemizden sonra ikinci bir zevce acısı daha yaşamıştır. Cenaze namazını bizzat Efendimiz hazretleri kıldırmış ve validemiz Cennetü'l Bakî'ye defnedilmiştir. Validemiz, Risâletpenah Efendimiz’in zevceleri içerisinde Cennetü'l Bakî'ye ilk defnedilendir.

 

Allah şefaatine nail etsin.



Çevirmen Girişi